Zaman Tanımı Paradoksu
“Quid est ergo tempus? Si nemo ex me quaerat, scio; si quaerenti explicare velim, nescio.”
(“Öyleyse zaman nedir? Kimse bana sormazsa biliyorum; soran birine açıklamak istesem bilemiyorum.”)
Augustinus bu satırları MS 397-400 yılları arasında,Confessiones (İtiraflar) adlı eserinin 11. kitabında yazdı. Zaman, onun gözünde, insanın en yakından bildiği şeylerden biriydi; her gün kullandığımız, hissettiğimiz ve içinde yaşadığımız bir gerçeklik. Fakat soru basitti: “Zaman nedir?” Ve tam da bu noktada kesinlik yerini belirsizliğe bırakıyordu. Çünkü deneyimlediğimiz bir şeyi tanımlamak, onu yaşamak kadar kolay değildir. Augustinus’un fark ettiği şey yalnızca zamanın gizemi değil, insan bilgisinin sınırlarıydı: En iyi bildiğimizi düşündüğümüz şeyler, çoğu zaman en zor açıkladıklarımızdır.
Continue reading